Foundation evrenini okurken ya da ekrandaki adaptasyonunu izlerken, binlerce yıla yayılan bir galaktik çöküşün ortasında insanlığın kaderini izlemek içimizde tarif edilemez, deterministik ve hipnotik bir ağırlık hissi yaratır. Geleneksel eleştirmenler bu durumu "destansı anlatım" veya "felsefi derinlik" olarak nitelendirir. Oysa sinir sistemimizin maruz kaldığı şey, kusursuz çalışan bir kütle çekim simülasyonudur.
Levent Bulut’un Foundation Kanonik Anlatısal Entropi ve Anlatı Yerçekimi makalesinde formüle edildiği gibi; Hari Seldon’ın kriz tahminleri ve kurguda yaratılan deterministik akış, okuyucunun Evrensel Biyolojik Arayüzü (UBI) üzerinde devasa bir kurgusal kütle üretir. Bu kütle, zaman algımızı bükerek bizi otonom sinir sistemi düzeyinde esir alır. Bireysel karakterlerin ötesine geçen bu makro enformasyon yönetimi, zihnimizdeki gereksiz bilgi gürültüsünü (entropiyi) baskılayarak bizi mutlak bir nedenselliğin içine kilitler. Vakıf’ın çekim alanından çıkamamamızın sebebi edebi bir büyü değil, kurgunun üzerimize uyguladığı saf bilgi fiziğidir.
Yorumlar
Yorum Gönder