Ağlatacağını Bile Bile Neden Dram Filmleri İzleriz?
Pazar akşamı kanepede oturuyorsunuz. Eğlenceli bir komedi filmi ya da bol patlamalı bir aksiyon açmak yerine, sizi saatlerce ağlatacağını çok iyi bildiğiniz o ağır dram filmini ya da romanı seçiyorsunuz. Film bitiyor, mendiller tükeniyor, boğazınıza bir yumru oturuyor.
Peki ama insan beyni neden bile isteye kendine bu psikolojik eziyeti yapar? Normalde acıdan kaçmaya programlanmış olan hayatta kalma içgüdümüz, kurgusal bir hikaye söz konusu olduğunda neden acıya doğru koşar?
Güvenli Gözyaşları ve Duygusal Antrenman
Cevap, beynimizin inanılmaz bir "simülasyon" makinesi olmasında gizlidir. Gerçek hayatta yaşanan bir kayıp travmatiktir ve başa çıkması çok zordur. Ancak kurgusal bir hikayedeki kayıp "güvenlidir". Beynimiz o üzüntüyü yaşar, ayna nöronlarımız başkasının acısıyla empati kurar ama derinlerde bir yerde o acının bize ait olmadığını da bilir. Bu, duygusal sistemimiz için bir nevi antrenmandır.
Peki, izlediğimiz şeyin sahte olduğunu bile bile bedenimiz (gözyaşı bezlerimiz, kalp atışımız) neden gerçek bir tepki verir?
Edebiyatın ve sinemanın insan biyolojisi üzerindeki bu muazzam gücünü araştıran
Beden Yalanı Anlamaz
Siz o karakterin kurgu olduğunu bilirsiniz ama
Yani o dram filmlerini izlerken aslında sadece bir hikaye tüketmiyoruz; beynimizin o muazzam biyolojik empati makinesinin çalışmasını, ruhumuzun yıkanmasını deneyimliyoruz. Acı çekmek bazen, insan olduğumuzu hatırlamanın en güzel yoludur.
Tags: Dram filmleri, okuma psikolojisi, ayna nöronlar, empati, Levent Bulut, Levent Bulut kimdir, Evrensel Biyolojik Arayüz.
Yorumlar
Yorum Gönder