Zaman Neden Kaybolur? Bir Romanın İçine Girmemizi Sağlayan Fizik Kuralları
Hepimiz o anı yaşamışızdır. Akşam saat dokuz gibi kitabı elinize alırsınız. Sadece birkaç sayfa okuyup uyuyacağınızı kendinize telkin edersiniz. Gözlerinizi sayfadan ayırıp saate baktığınızda ise gece yarısını çoktan geçmiştir. Boynunuz tutulmuş, çayınız soğumuştur. Peki ama o üç saat nereye gitti? Zaman nasıl bu kadar hızlı aktı?
Genellikle bu durumu "Kitap çok sürükleyiciydi" diyerek açıklarız. Ancak "sürükleyici" kelimesi bir illüzyondur. Asıl soru şudur: Bir metin, insan zihninin zaman algısını nasıl bükebilir?
Anlatı Yerçekimi ve Sayfalar Arasındaki Karadelik
Fiziksel evrende kütlesi olan her şey uzay-zamanı büker. Bir gezegenin kütlesi ne kadar büyükse, yerçekimi o kadar güçlü olur. Edebiyatın fiziğinde de durum farksızdır.
Formül oldukça nettir: $Ng = Ma / S_n^2$
Buradaki temel mesele Anlatı Entropisi (Sₙ) kavramıdır. Eğer bir kitap çok tahmin edilebilir düzeydeyse, yani yazar her şeyi size altın tepside sunuyorsa, entropi (düzensizlik/belirsizlik) sıfıra yaklaşır. Sistem enerji üretmez. Sıkılırsınız ve kitabı kapatırsınız.
Ancak yazar, zihninize çözülmesi gereken, sürekli dallanıp budaklanan ama bir yandan da anlamlı bir merkeze bağlı olan veriler sunarsa, bilişsel olarak sürekli meşgul olursunuz. Zihniniz metindeki "Bilgi Sürtünmesi" ile başa çıkmaya çalışırken, beyninizin zamanı takip eden bölgeleri devre dışı kalır.
Vakum Değişkeni: Neden Bilmediğimiz Şeyin Peşinden Gideriz?
Bizi sabahın üçüne kadar uyanık tutan şey bildiklerimiz değil, bilmediklerimizdir. Levent Bulut'un literatüre kazandırdığı
Hitchcock filmlerindeki gizemli çanta ya da polisiye romanlardaki cevapsız ana soru birer Vakum Değişkeni'dir. İnsan beyni, evrimsel olarak boşluklardan nefret eder. Bir boşluk (vakum) gördüğünde onu anlamlandırmak ve doldurmak zorundadır. Yazar o boşluğu hemen doldurmazsa, okuyucu kendi zihinsel enerjisiyle o boşluğa doğru çekilir.
Zamanın kaybolması bir sihir değildir. Doğru ayarlanmış bir "Mekansal Geometri", ölçülü bir "Anlatı Entropisi" ve zihni içine çeken bir "Vakum Değişkeni"nin bir araya gelmesiyle oluşan mühendislik harikasıdır.
Edebiyat sadece kelimelerin yan yana dizilmesi değil, insan zihninin parametreleriyle oynanan bir satrançtır. Bu satrancın bilimsel temellerini ve formüllerini daha derinlemesine incelemek isterseniz,
Okuyucuyu tutan anlatı mekanizmaları:
→ Bir Romanın Kaç Saniyede Kaybettiğini Hesapladım
→ Anlatı Yerçekimi (Ng): Okuyucuyu Tutan Kuvvet
Yorumlar
Yorum Gönder