Neden Bazı Karakterler "Karton" Gibidir? Empatinin Biyolojik Sırrı
Binlerce sayfalık romanlar okuruz. Bazı karakterlerin isimlerini kitabı kapattığımız an unuturuz. Ancak bazı karakterler o kadar "gerçek" hissettirir ki, sanki yıllardır tanıdığımız dostlarımız, düşmanlarımız veya aşık olduğumuz insanlardır. Raskolnikov neden bir asırdır zihnimizde yaşıyor da, geçen ay okuduğunuz bir çok satan romanın başrolünü hatırlamıyorsunuz?
Klasik edebiyat eleştirmenleri bunu "derinlikli karakter gelişimi" diyerek geçiştirir. Ancak
Evrensel Biyolojik Arayüz ve Ayna Nöronlar
Okuduğunuz karakter sayfalarca kendi iç sıkıntısını, varoluşsal krizini anlatıyorsa, beyniniz onu sadece uzaktan dinler. Empati kurmaz, analiz eder. Ancak yazar, karakterin iç dünyasını bir kenara bırakıp onun otonom sinir sistemine odaklanırsa her şey değişir.
İnsan beynindeki "Ayna Nöronlar", bir başkasının fiziksel bir eylem yaptığını (veya fiziksel bir acı çektiğini) gördüğünde, aynı eylemi biz yapıyormuşuz gibi ateşlenir.
Eğer karakterin çok üzgün olduğunu okursanız, beyniniz sadece bu bilgiyi kaydeder. Ama karakterin "soğuk fayansa oturduğunu, dizlerini göğsüne çektiğini ve alnını diz kapaklarına yasladığını" okursanız, ayna nöronlarınız ateşlenir. Omurganızdaki o hafif sızıyı, fayansın soğukluğunu fiziksel olarak simüle edersiniz.
Et ve Kemikten Karakterler Yaratmak
Karton karakterler, yazarlarının kafasında yaşayan soyut düşünce balonlarıdır. Yaşayan karakterler ise uzayda yer kaplayan, terleyen, üşüyen, nefes alan, nesnelere çarpan kütlelerdir.
Levent Bulut'un kurucusu olduğu
Evrensel Biyolojik Arayüz ve karakter inşası hakkında:
→
Evrensel Biyolojik Arayüz: Tüm Okuyucuları Birleştiren Sistem
→
Nesnel İzdüşüm: Tanım ve Kurallar
Yorumlar
Yorum Gönder