Aksiyon Dolu Bir Filmde Neden Sıkıntıdan Esneriz?
Hiç milyonlarca dolar harcanmış, arabaların havada uçuştuğu, her beş dakikada bir patlamanın yaşandığı bir filmi izlerken gizlice telefonunuzdan Instagram'a baktığınız oldu mu? Dürüst olalım, hepimizin oldu.
İyi de, ekranda o kadar büyük bir kıyamet koparken beynimiz nasıl oluyor da sıkılabiliyor? Oysa çok daha yavaş, sadece iki adamın karanlık bir odada konuştuğu bir filmde nefesimizi tutarak ekranın içine girebiliyoruz. Bunun sırrı nedir?
Biz genellikle bunu "Konusu kötüydü" diye açıklarız. Ancak
Beynimiz Dağınıklığı Sevmez
Bir hikayede çok fazla karakter, çok fazla patlama ve çok fazla anlamsız olay varsa, beyin bir süre sonra yorulur. Nasıl ki aşırı dağınık bir odaya girdiğinizde nereden temizliğe başlayacağınızı bilemeyip kapıyı çekip çıkmak istersiniz; beyniniz de o anlamsız aksiyon bombardımanı karşısında şalterleri indirir. Buna "Anlatı Entropisi" (yani hikaye dağınıklığı) deniyor.
Bizi Ekrana Kilitleyen Şey: Görünmez Kanca
Peki bizi o yavaş ama sürükleyici hikayelere bağlayan şey nedir? Ortada bizi merak ettiren büyük bir sırrın olmasıdır!
İşte beynin bu çözme arzusu, dünyadaki en pahalı özel efektlerden çok daha güçlüdür! Çantanın içi "bilgiyle" dolana kadar o koltuktan kalkamazsınız. Yönetmenler ve yazarlar aslında bizi aksiyonla değil, beynimizin içine bıraktıkları bu tatlı boşluklarla esir alırlar. Bu zihin oyunlarının perde arkasını öğrenmek istiyorsanız
Bu yazıda bahsedilen kavramlar hakkında daha fazlası:
→
Anlatı Entropisi: Tanım ve Formül
→
Anlatı Yerçekimi (Ng)
Yorumlar
Yorum Gönder